60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End // Abbey Road)

22 Ocak 2018 Pazartesi

Doğu Ekspresi

Hayatımın en güzel günlerinden biriydi, karlı bir Ankara gecesi İstanbul'a tren yolculuğu yapmıştım bizimkilerle. Nasıl kar... O zaman hızlı tren falan yok. Eski usül. Yataklıdan almamışız. Parası çoktu belki de bilmiyorum ki. Çocuktum nihayetinde. Tek ilgilendiğim camdan öteye yağan kardır. Lapa lapa. Sonra uyumuşum.

Yıllardır arkadaşlarıma öneride bulunuyorum, "gelin şu Doğu Ekspresi'yle Kars'a gidelim.", ikna edemedim. Merakımın başlangıcı aslında birkaç sene kadar öncesine dayanıyor. O zamanlar tektük gezi bloggerları geziyi yazıyordu. İlgimi çekmişti. Fakat yine insan bulamadım yolculuğa çıkacak. Talihim bu. Sonra ne olduysa oldu, olay patladı, bütün gençler akın etti. Şuan bütün medya konuşuyor. Özellikle içinde bulunduğumuz bu sene Kars'a talep yoğun.




Bunu iki cepheden değerlendiriyorum. Kimi insanlar bu yolculuğun "çok popülerleştiğini" iddia edip onu kötülemeye başladı. Hatta gidenleri "hipster" veya "özenti" diye nitelendiriyor. Doğrudur, tüm yaşamı Instagram evreninde beğeni toplamak olan ergen gençlerimiz vardır. Bu yolculukla sırf beğeni için ilgilenen de vardır. Gürültü eden, şımarıkık yapan, çevreyi bozanlar da olabilir. Fakat bir şeyi kaçırıyor eleştiren kişiler, genellemeler hatalıdır. Bu katılımcılar içinde anı yaşamaya çalışan ve gerçekten gezginci bir ruha sahip arkadaşlarımız olabilir. Neden onların şevkini kırıyorsunuz ?

Dünya üzerindeki bütün ülkeler ve hatta da şehirler görülmeye değerdir. Fermina'yla onu konuştuk, Amerika memleketi ne kadar da büyük. Şanslı. Sonsuz bir ülke. Gez baba gez. Peki kendi ülkemiz için ne diyebiliriz? Belki bir kıta değiliz. Fakat kocamanız. Her şekilde. Sayısız kültür, çeşitli mutfaklar, farklı lehçeler, türlü inanışlar ve bir çeşitlilik dört yanda. Toprağı kazsan altından Sümer mi, Hititler mi, Hattiler mi, Frigler mi çıkar hiç bilmiyorum.

Kazmayın yahu. Bugüne bakın. Gençleri eleştiren insanlar acaba Edirne'ye, Bartın'a, Denizli'ye, Hatay'a, Çorum'a gittiler mi? Hacıbektaş'a gittiniz mi? Mevlana'yı gördünüz mü? Aya Yorgi'ye çıktınız mı? Gordion harabeleri, Tarsus şelalesi, Yeşil Türbe, Peribacaları, Tınaztepe, Safranbolu, Çorlu, Seyhan Barajı ve dahası. Hepsini gördüm. Çok daha fazlasını da. Bu gençlerin bir yerden başlaması lazım. Varsın doğu ekspresi olsun. Ne çıkar. Gezme şevkinin ilk kıvılcımı çakar içlerinde belki ve ülkesine, dünyaya, medeniyete farklı gözle bakar. Haftasonu bir kere de Kadıköy'de gittiği o bara uğramayıversin. Bakışını değiştirsin. Kars'ı görsün. Sarıkamış'ı, Ani'yi, müzesini. Pekala Ermenistan sınırına baksın. Belki seneye de karşıdan Türkiye'ye bakar. Dünya hepimizin.

Hem Kars ahalisine de ekonomik çerçevede yardımı dokunabilir bu gençlerin. Ucundan tutuversinler. Ne güzel bir şey. Lakin bu konuda bile ayrışıyor millet.

Oysa yanı başımızda süren bir içsavaş var. Altıncı senesini doldurdu. Binlerce genci toprağa soktu. Irak'ın hali ortada. Dünya kaynıyor. Huzursuzluk yaygın. Peki şimdi neden hala bu güzel ülkenin bu güzel insanlarına eğlenceyi çok görüyorsunuz? Eleştirmeye kalkıyorsunuz. Bırakın dolaşsınlar. Ülkeyi tanısınlar. İnsanlarıyla kaynaşsınlar. Bundan ala güzel ne var zaten ? İnsanlığı ve memleketleri ileriye taşıyacak şey ortak paydada insanların buluşabilmesidir. Kucaklaşmaktan artık korkmayın. Gidin Kars'a. Diyarbakır'a, Tekirdağ'a, Aydın'a, Gümüşhane'ye. Tanıyın komşunuzu.

Seyahat ettikçe o kadar da sevginiz çoğalıyor. Bu toprağa, insanına, havasına dair.

Kişiye bir şey katmayan goygoyu bırakın. Dışarı çıkın ve gezin. Yaşayın gençler. Halen bugünü yaşayabiliyor iseniz yaşayın. Bu dünyada bir oyun hakkınız var. Başka jeton verilmiyor. Okuyun, düşünün, paylaşın, sarılın, sevişin. Artık insanlar "sevişmek" kelimesini bile cinselliğe indirgemiş. Oysa sevgidir tüm bahsettiğim. Dedelerimiz söylerdi. Eskiden "sevişirdi" herkes, şimdi "sevişmek" neye deniyor inanın bilmiyorum !

Ben mi? Gezecek arkadaş bulursam umarım seneye giderim. Olmazsa tüm bu tantana şamata sonlandığında kendim düşerim tren yollarına. Sessiz sedasız. Çıkıp da gençleri rahatsız etmektense başka zamanda bir yolculuk planlarım. Sevmiyorum gürültü patırtı. Ama bu gençleri de çok seviyorum. Gezi tutkunlarına yol veriyorum. Ben nasılsa gezerim ileride.

Çocuklar da hayatını yaşasın. Bırakın çiçeklerin üstüne işemeyi fularlı tipler.


20 Ocak 2018 Cumartesi

Özür Dilerim


"Madem sordun, çoğu günler hatırlamıyorum, kıyafetlerimin içinde öylece yürüyorum.
Ertesinde ise tarifi neredeyse imkansız o arzu dönüyor." - Anne Sexton  (Wanting to Die)

Mutlu bir liste yapamadığım için kusuruma bakmayın.
Bazen içten öyle geliverir. Geldiler de.
Giderler mi pek bilinmez.
Bırak giderine.
Şarkılar var.

Kalbi olan dinlemesin ama. Fazla acımasız oldu sanki.
Beatles'ın neşesini kurutabilir. Kendimize dikkat.


19 Ocak 2018 Cuma

Hanımefendi Döndü


Noel albümlerini eğer saymazsak dört uzun senedir sevenlerine albüm heyecanı yaşatmayan Kylie Minogue nihayet döndü. "Golden" ismindeki bu yeni albüm anlaşılan country pop tadında olacak. Hatta ilk şarkımız çıktı. Bu sene kendisini yeniden izleyebilmek dileğiyle.



Az kaldı. 6 Nisan'ı bekleyin.

Yine harika bir tasarımla merhaba diyor. Sanırım Kylie kadar iyi albüm kapağı kotaran bir yıldız daha görmedim. Kiss Me Once, Kylie Minogue, Light Years ve Fever. Hepsi unutulmazdır.


1) Dancing
2) Stop Me from Falling
3) Golden - şimdiden kulaklarımda canlandırabiliyorum onu
4) A Lifetime to Repair
5) Sincerely Yours
6) One Last Kiss - maşallah öpmelere doyamadı
7) Live a Little
8) Shleby '68 - isminden dolayı çok heyecanlandım
9) Radio On
10) Love - yine bir Kylie albümü, yine bir aşk kelimesi #Lovers
11) Raining Glitter
12) Music's Too Sad Without You - balladdır umarım

17 Ocak 2018 Çarşamba

Yapma Allasen


Modern zaman insanının yeni üzüntü kaynağı "spoiler" yemek. Veya bunun Türkçe karşılığı ile sürprizbozan ile karşılaşmak. Bir filmin, kitabın, dizininin sonunu söylemek. Ya da onun ilerleyen kısımlarını paylaşmak. Sinir bozucu bir şey olduğunu elbette kabulleniyorum yani. Fakat bazen bunu çok abartıyor insanlar. Hele meşhur diziler başladığında görüyoruz sosyal medyada sırayla destanlar yazılıyor. "Aman söylemeyin", "eğer paylaşan olursa onunla arkadaşlığınızı bitirin", vs. Arkadaşlar deli misiniz ? Sahiden mi ?

Başka dertleriniz yok herhalde. Sürprizi kaçıran arkadaşınıza kızabilirsiniz tatlı dille fakat ona bozulmak ve hatta onunla köprüleri yakmak gerçekten saçmalamaktır.

Geçen oldu. Bir tane arkadaşla laflarken bir şey dedi bana. Sanırım istemsizce bilinçaltım da olaya öfkelendi ve filmin sonunu istmeden ağzımdan kaçırdım. Niyetim yokken. Vay sen misin diyen, bozuldu, surat yaptı sonra. Cidden anlayamıyorum. Dünyanın sonu gelse bu insanlar muhtemelen şu kadarcık olsun oralı olmazlar.

Kızdı bildiğin. Biliyor musunuz, yukarıdaki görselde görüldüğü üzere, en sonunda herkes ölüyor bu dünyada. Daha ciddi sürprizbozan olamaz. Ölüm varken dargınlık gerizekalılıktır.

Yanlış anlaşılma konusunda özellikle son günlerde üstüme yok. Küçük hanım da kızdığımı sanıp soğuk rüzgarlar estirdi telefonda. Neyse tatlıya bağlandı mesele. Mesele de yok yani.

Allah'tan düz adamın biriyim. Sevdiğime sevdiğimi söylerken kızdığıma da kızdığımı derim. Öküz altında envai çeşit şey kurcalamayın. Varsa bir derdim söylerim.

Vallahi afakanlar bastı yazarken. Janet gel de şenlenelim.

15 Ocak 2018 Pazartesi

Ah Dolores !


Yine bir kısa mesaj.
Fakat bir farkla, bu defa sonra okudum. Ne olduğunu henüz görmedim.
Sözlük'te ismini ve yanındaki yorum sayısını görünce içim cız etti.
Mesajı açtım.
"Dolores öldü!"

Nasıl ya ?

The Cranberries için "gençliği anımsatan şarkılar yapıyorlar" derdim hep.
Çünkü 90'larda yaşadık, onları dinledik. Hep gençtik. O şarkılarda.
Şimdi noldu ?
Dolores genç yaşında öldü. Sebebi bilinmiyor.

Eylül ayında deli gibi grubu dinliyordum. Yine yeniden.
Saraybosna'yı gezerken Bosnia şarkıları kafamda dolanıyordu.
Everybody Else Is Doing It, So Why Can't We?...
No Need To Arque...
To The Faithful Departed.
Müthiş albümlerdi.
Yenisi geliyordu.
Belki de bize uğrarlardı?

Her güzel şeyin sonu var anlaşıldı.
Lütfen Sinead O'Connor'dan da kötü bir haber getirmeyin.
90'ların güzel anılarını biraz olsun bize de bırakın.
Çok üzüldüm. Ne kadar sosyal medyada sevinçlerin ve üzüntülerin gerçekliği sorgulansa da,
Beni tanıyan bilir. Dolores'i sevmiştim vaktiyle.

Gittiği yerde mutlu olması dileğiyle.
Bu şarkısıyla hatırlamak istiyorum kendisini.
Sesi açın.
Eşlik için.