60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

17 Ekim 2017 Salı

Kral Richard






















"A-wop-bop-a-loo-bop-a-wop-bam-boom!"

Rock and roll, doğduğu anda doğumhanede bu tekerlemeyi sayıklamıştır der bazıları, doğrudur. Little Richard -veya diğer adıyla "Rock N'Roll'un Mimarı"- oyunun kurallarını ortaya koyan adam. Elvis Presley, Otis Redding, Roy Orbison ve Sam Cooke gibi üst klasman sese sahiptir. Fakat çok daha tehlikelidir. Başkasına benzemez. Feryatları, ciyaklamaları, peruğu ve "taşkınlıkları" ile kendi farkını ortaya koymakta. "Get Down With It" şarkısının altından kalkacak ikinci bir şarkıcı daha yoktur bana sorarsanız. Gövde gösterisi gibidir adeta. Müziği stratosfere çıkartmakta markadır.

"Elvis, Rock and Roll'un kralı olabilir, fakat ben de kraliçesiyim."

Şarkıcılığı bir yana dursun, kendine has esprileriyle de eşsiz bir zihin. Yıllardır bu videosuna güler dururum yorulmadan. Sahneyi ele geçirmesiyle, ünlü "(shut up) kes sesini "lafıyla, yanı başındaki adama "günaydın" demesiyle beni mahvediyor. Videolarını izleyin. Gülme garantili.



Yarım yüzyıldır hayat biçimi ve tartışmalı açıklamalarıyla manşetlerden inmeyen Little Richard, kendine has bir sanatçı. Bir müzik türünün doğumuna şahitlik etti. Kendi elleriyle doğurdu onu. Peşinden gelen Elvis gibiler de bu müziği ileriye taşıdı. Bugün bu efsanenin eserlerini dinleyelim, halen yaşıyorken hakkını verelim ve onun mirasına sahip çıkalım.


15 Ekim 2017 Pazar

Festival İzlenimleri

Daha önce söylemiştim zaten. Haftasonu Odtü'de olacağım diye. Festivale gittim. Selda Bağcan ve Cem Adrian'ı seyretmek istiyordum ben. Konserlere geçmeden festivalin organizasyonundan söz edelim. Çünkü dünyanın en ala isimlerini çıkarsanız da organizasyon başarılı değilse konserler yerine olaylar konuşulur. Konser öncesi sosyal medyada insanların paylaştıklarını gördükçe istemsizce gözlerimi devirip tırsma durumları yaşadım. Gözümü karartıp gittim ama.

Ne yalan söyleyeyim giriş sorunsuzdu. Belki de erken gittiğimden öyle başarılıydı. Taktık bilekliği ve içeri girer girmez gördüğüme inanamadım. Gökten insan yağmış adeta. Ve saat daha 4 suları. Ağır topların çıkmasına var. Çimene yatanlar, tırabzanlara tutunanlar, resim çektirenler,...

İki sahneyi aynı mekana kurmuşlar orada. Vişnelik amfisinde bir sahne, yanındaki otoparkta bir sahne düzenlemişler. Mantık güzel. Fakat problem şurada, aynı anda konser düzenlenmiyor, dahası herkes sırasını bekliyor. Birindeki konser son bulunca öbüründe anında ilk notalar çalınıyor. Hüsnü Arkan vardı gittiğimde. Bitti ve hemen yan sahnede Kurtalan Ekspres başladı. Tabii ben manevra yapana kadar... İki sahneyi duvarla ayırmışlar. Fakat geçiş aralığı dar. Daha o saatten geçişler eziyete dönmüş. Zaten o nedenle çimenliği bırakamadım. Dedim neme lazım şimdi gideriz dönemeyiz. Bari konser aralarında 5 dakika verselermiş de insanlar sahneler arası yürürken koşturmasaymış. 100 metre maraton maşallah.

Diğer problem her yaştan insana açık bir festival olması. Nesi var diyebilirsiniz. Sorun mekanda içki alınması. Satış var mıydı görmedim fakat lise talebelerinin ellerinde birayla sağda solda salınması kötüydü. 18 yaş sınırı getirilmeliydi. Çimlerde bütün gün devrilip demlenen gençlerin ilerleyen saatlerde zombiye dönüşmesi ve ufak tefek tatsızlık çıkarmaları nahoş.

Üçüncü ve en baba problem kapasitenin üstünde bilet satışı. Biliyorum karşı çıkacaktır organizatörler fakat herkes bu dediğime katılacaktır. Gece konserlerinde yer falan yoktu. İnsanlar diğer sahneden öbürüne geçmeye çalışıyor fakat adım atacak yer göremiyorlardı. Hatta Selda Bağcan öncesi anons yapıldı, yerde oturmayın, millet yer bulamıyor tarzında. İstediğin kadar milleti uyar, yer yok. Seyirci amuda da kalksa bu kadar insan sığmaz. İtiş kakış içinde resmen konserve tadında izledik. Keyifsiz.

Yaşımız da geçiyor sanırım. Festivali kaldıramıyorum. Arkadaşımla ayakta dururken dahi zorlandığımızı hissettik. Paralı ve iki saatlik gece etkinliklerine terfi etmek lazım.

Neyse boşverin.

Flört diye alengirli bir grup çıktı. Felaket eğlendirdi. Sanırım eski bir grup (2001). Benim tanışmam festival aracılığıyla oldu. Grup elemanlarının tamamının görüntüsü yetmişlerden fırlamaydı. Hoş detay. Pelerinli klavyeci, Lennonvari bassçı, saçlarına bayıldığım davulcu abi ve Manço gitar. Beş yıldız bir grup. Devamını getirip bu grubu dinlemeli. Konser öncesi "kimmiş yahu bunlar" diyip biraz dinlemiştim. "Lan Oğlum Öyle Olmaz", "Manolya" (bu şarkıyı normalde söylemiyorlarmış bayadır fakat hayranları istediğinden dolayı onu tekrardan setliste koymuşlar--bassçının eski karısına yazılmış?) ve "Rasta Baba" çalarak benim dinlediğim yerden sordular. "Yola Devam" şarkısını ilk konserde dinledim, baya hoş, saykodelik sanki. "Cemiyette Piştik", Anadolu Beat'ten "Biz" ve Anadolu funk-disko anonsuyla çaldıkları "Aşk Böyleymiş Meğer" de güzel şarkılar. Bu arada grup araya bir de "İzmir Marşı" sıkıştırdı.

Nicedir izleyeceğim, izlemeliyim, izliyorum diyip izleyemediğim Cem Adrian'ı da izledim nihayet. Sahnede çok duramadı festival süresi yüzünden (of diyorum!). Fakat bu tadımlık oldu. Rahat bir zamanda kendisinin konserine gitmeliyim artık. Çünkü keyifliydi, hüzünlüydü, yalnızdı. Bayıldığımı söylemem lazım arkadaşlar. Hafızam yanıltmıyorsa sahneye en sevdiğim şarkısı "Ben Seni Çok Sevdim"le çıktı. O kısmı pek hatırlayamıyorum çünkü bu şarkının yeri özeldir benim için. Kapanmış olabilir tüm algılarım. Fakat okudu. Deldi geçti. Sonra neler mi oldu, geldiler, "Mutlu Yıllar", "Herkes Gider Mi", "Nereye Gidiyorsun", orkestrasız söylediği "Öf Öf", beni hüzünlere gark eden felaket "Yağmur" ve kapanışta çalan "Kelebek". Müthiş adam. 2000'ler sonrasında çıkan şarkıcılar arasında Hayko Cepkin'le beraber bence en başarılı sahne performansı bu isimde diyebilirim.


Kalabalık olacağına inandığım fakat böylesini de beklemediğim Selda Bağcan'ın Tel Aviv çıkışlı Boom Pam'le sahneye çıkmasıyla neşem yerine geldi. Nasıl gelmesin ! "Yaz Gazeteci Yaz"la nasıl bir giriş yaptıysa alan adeta yıkıldı. Cidden abartmıyorum alandaki herkes şarkıya eşlik etti. Zaten bütün konser şarkılara eşlik etti insanlar. "Gesi Bağları", "Adaletin Bu Mu Dünya", "Yaylalar", "Çemberimde Gül Oya", "Mehmet Emmi", "Öyle Bir Yerdeyim Ki", "Neredesin Sen", "Özgürlük ve Demokrasiyi Çizmek", "Ah Yalan Dünya", "Yuh Yuh" ve "Sarı Saçlım Mavi Gözlüm". Selda Hanım'ın bize dönüp ikide bir "haydiyin halaya" demesi çok hoşuma gitti. İyi ki gittim dediğim konserlerden. Selda Bağcan'ın sesi halen ilk günkü kadar güçlü. Ben şaştım. Şapka çıkarmalı. "Haydiyin halaya".


Tabii konser bitince gençlerle beraber Şebnem Ferah konserine geçmek yerine Zihin Amcaları doğru evine koyuldu. Ne ayak kaldı bende duracak ne bel. Fiu.

Ağlıyorum bu şarkıyı her açtığımda. Siz dinleyin.


12 Ekim 2017 Perşembe

Bir Sezen Aksu Yazısı

Çok sevdim, çok kızdım .
Herkes sevdi, herkes kızdı.
Fakat gün bittiğinde,
Kimse birbirinden kopamadı.
Sezen'di o çünkü, bizim Sezen'di.
Alkışlandı davranışları
Yuhalandı açıklamaları
Lakin dedim ya, köprüleri hiç atamadık.
Nasıl bir bağ oluşmuşsa...
Hem de onu tanımadan,
Şarkılar ile kurulmuş bir bağdı bu.
Gecelerimize eşlik etti eşsiz sesiyle,
Konserlerini izledik yan yana,
Annemizle, abimizle, dostumuzla, tanımadıklarımızla
Defalarca seyetttik
Doyamadık hiçbirine.
Sezen Aksu büyücü müydü ?
İnsanları nasıl oluyordu da birbirine kenetliyordu ?
Bilmiyorum hiç.
Fakat bildiğim şu, kendisini çok seviyorum.


Yazıp yazıp sildim sürekli. Oraya çekilir mi acaba, böyle bir anlam çıkar mı korkularıyla dolu. Fakat bu akşam bir anda geliverdi fikri. Banyoda ellerimi yıkıyordum hem. Kafamda çalmaya başlayıverdi Gülümse. Ben de tabii gülümsedim. Ve yazıyorum. İnanın içimde niyet yoktur, ne onu aklamaya çalışıyorum şimdi, ne de yermeye çalışıyorum. Neyse ondan ibaret olanlar. Sevdiğimi ben söylerim hep. Kıvırmayı beceremem. Evet, Sezen Aksu'yu seviyorum. Seveceğim de. Çünkü onun kadar bende anı sahibi bir diğer Türk şarkıcı var mıdır bilmiyorum. Belki Ajda Pekkan'nın şarkılarını biraz ayırabilirim. Onlarca yüzlerce defa dinlediğim şarkıları var. Lakin tükenmiyorlar. Deli Kızın Türküsü, Işık Doğudan Yükselir, Gülümse, Sezen Aksu 88, Düğün ve Cenaze ve Şarkı Söylemek Lazım en çok dinlediğim albümleri zannedersem. Her ruh durumuna uygudur. Gücü budur.

Onu sahnede izlediniz mi hiç bilmiyorum. İzlediyseniz anlayacaksınız. Başkadır onun sahnedeki dokunuşu. Kavaklar'ı dinlerken süzülür yaşlar. Şinanay'la canlanır, "ne kavganız biter ne sevdanız biter". "Bir gün dönüp bakınca düşlerin yılları yudum yudum içtiğini görürsünüz". Esprilerine gülersiniz. Yeri gelir dedikodu kaynar.

Bugün o güzel şarkılara yer veriyorum. Zihnin Sezen şarkıları karşınızda. Tek ricam odur ki, yorumlarda, yanlış politik söylemlerine söz dönüp gelmesin. Sadece şarkılar olsun istiyorum.

"Aşk koruyabilir bir tek, kaldı ise eğer hala masumiyetimizi.
Biz altında imzası olan aşıklar böyle yazdık vasiyetimizi."

10 Ekim 2017 Salı

Olan Biten


Haftasonu Çorum'daydım. Ne işin vardı derseniz tamamen tarih aşkıyla alakalı. Adım adım Anadolu projemin bir ayağıydı aslında. Çocukluğumdan beri bu ülkeyi geziyorum öyle veya böyle. Fakat sonu yok gibi. Şu kaleyi gör, bu sura çık, öbür camiyi gez, vs. Müzelere değinmiyorum bile yani. Gez gez ayaklar aşınır, Türkiye'nin görülesi güzelliği bitmez. Doğu illerini daha görmedim. Pek sevdiğim Adana son durağımdı şimdilik. Marmara, Ege, Akdeniz bitti (İzmir ve Silifke hariç). Şimdi Ankara çevreleri geziliyor. İç Anadolu umarım yakınlarda biter de Urfa ile Diyarbakır yaparak yeni bölgelerde biterim. Karadeniz'im eksik. Onu tamamlamalıyım. Finalde de inşallah iyi havalarda Doğu Anadolu olur. Nasıl bir toprağın üstünde oturduğumuzun aslında farkında bile değil çoğumuz. İlkokulda öğretilen türküler haklıymış. Gezsen Anadolu'yu neler göreceksin aslında yollarda.

Yukio Mişima kitaplarına taktım. Cidden acayip bir adam. Hayatına girmeyeceğim burada uzundur. Fakat özet yaparsam eğer, şiddet, intihar ve ölüm olgularına takıntılı bir adam, eşcinsel, gelenekçi hatta fazlasıyla milliyetçi. Sonunu da zaten bu son madde getiriyor. Okursanız hayatını fevkalade garip; neyse ne, beni ilgilendirmiyor. Denizi Unutan Denizci ve Bir Maskenin İtirafları romanlarını henüz okudum. İlki, geçmişini gölgeleyen, Batı'ya yanlayan, ananelerini unutan yeni nesil Japonları deyim yerinde yerin yedi kat altında sokuyor. Sonu felaket. Okurken o denli gerildiğim bir başka kitap hatırlamıyorum. İkinci kitap, çocukluğunu ve gençliğini anlatıyor, ilk cinselliğini, savaş döneminde yaşadığı duyguları, karşı cinsle temas denemeleri, başarısızlıkları,... Yaz Ortasında Ölüm üçüncü sırada beklemekte. Okuduğumda yazarım.



Kedimi seviyorum.

Sinemaya gitmiyorum. Bilet fiyatlarından belimizi doğrultamadık.

Hayır sigara filan içmiyorum.

Koton'dan yeni bir tshirt aldım geçenlerde. Habire giyiyorum. Resmen aşk. Solmasın rengi.

Sadettin Teksoy ekranlara dönüyormuş. Bir dönemin efsane televizyoncusu. Kanıt bittikten sonra yayınlarlarsa oturup izleyebilirim. Paranormal aktivite ihtiyacım var.

Bu haftasonu Milyon Fest düzenlenecek Odtü'de. Katılırım inşallah. Selda Bağcan, Moğollar, Flört, Cem Adrian, Kurtalan Ekspres, Teoman, Hayko Cepkin ve Athena filan varmış. Gidilir bence. Konsersiz bünyeleri kurtaracaktır eminim. Gerçekten ne politik olaylar umrumda ne dünya. Müzik verin olsun artık tüm hayatım. Paçalardan bir boşvermişlik süzülmekte.

Çorum'dan girdik, Japonya üstünden Ankara'ya indik, öyleyse kapanışı da Selda Hanım yapsınlar.